Anksiyete bozukluğu, anksiyetenin kontrol dışı şekilde sürekli hale geldiği hastalıktır. Anksiyete, kaygılı ve depresif ruh halidir. Bu hastalığı olan kişiler, her durumda en kötü senaryoya odaklanarak kaygılı ruh hallerini sürdürmektedir.Kaygı kötü bir şey değildir. dikkati ve odaklanmayı kontrol altında tutar. Ancak sürekliliği halinde kişinin hayat kalitesini düşürmekte, işine ve sosyal hayatına engel olabilmektedir.
Günümüzde anksiyete bozukluğunun tam olarak nedenleri bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre travmatik yaşam olaylarının ve genetik yatkınlığın anksiyeteye etkisi büyüktür. Bazı insanlarda yaşanan anksiyete bozukluğu, belirlenmemiş sağlık problerinden dolayı olabilmektedir.
Stresler anksiyete bozukluğunun en önemli nedenlerindendir. Anksiyetenin gelişmesine neden olur. Anksiyete bozukluğu, kişide yavaş ve belirsizce gelişmektedir. Anksiyete zaman zaman ilerleme yapabilir ve zaman zaman düzelmeler de olabilir. Anksiyete bozukluğunun doğuşundaki ve gelişmesindeki nedenleri inceleyelim.
Anksiyete bozukluğunun nedenleri tam olarak bilinmiyor demiştik. Ancak anksiyetenin gelişmesinin nedenlerini inceleyeceğiz:
Freudyen görüş son yıllara kadar anksiyetenin oluşu hakkında kabul edilen kuramdı. Freud anksiyeteyi iç çatışma olarak tanımlamıştır. Yani; benlik, alt benlik ve üst benlik arasındaki çatışmadan ibarettir. Daha açık söylemek gerekirse anksiyete, benliğin tehlikeyi algılayan bir tepkisidir.
Başka bir kurama göre anksiyete öğrenilmiş bir durumdur. Tehlikeye karşı vücudun şartsız cevabıdır.
Anksiyetenin bilinen en belirgin nedeni, kalıtsal olarak sonraki nesile geçebilme oranının yüksekliğidir.yapılan araştırmalarda tek yumurta ikizlerinde aynı hastalığa yakalanma oranı %6 iken, bir kardeş anksiyete bozukluğu yaşadığında diğer kardeşinde yaşama oranı %15 in üzerinde ve ikinci derece akrabalarda %6 dır.
Stres gibi kötü durum duyguları, vücut anksiyete krizi anındaki durumuna yorumlamaktadır.
Gördüğümüz üzere anksiyete bozukluğu daha çok psikolojik tedaviye açık bir rahatsızlıktır. Tedavi esnasında ilaç ta kullanılarak, vücutta doğru hormonların salgılanması sağlanmaktadır. Anksiyete bozukluğunun ilerlemesinde en önemli faktör, stres, korku, sinirlilik gibi duygulardır. Bu duygular fizyolojik olarak rahatsızlıkların başlamasına ve anksiyetenin daha uzun süreler vücudu yönetmesine neden olurlar. Tüm sormak istediklerinizi lütfen yorum kısmından iletiniz.
Anksiyete genel olarak incelendiğinde genetik yatkınlık olan kişilerde görülen bir durumdur. Anksiyete bozuklukluk nedenleri genellik iç çatışma durumundan kaynaklanan kaygı ile ortaya çıkar. Anksiyete bozukluğu kişinin hayatını devam ettire bilmesinde çok büyük zorluklar çıkartır. Nedenleri konusunda çeşitli bir çok nokta dikkat çekmektedir.
Anksiyete, kişilerce deneyimlenen kaygı, korku, gerilim, sıkıntı halidir. Nedensiz tedirginlik halidir, öğrenilmiş davranışlardır. Anksiyete, normal yaşamdaki olumsuz ama gerekli duyguların, sürekli ve anormal sıklıkta yaşanması halidir. Anksiyete, belirli bir sınıra kadar normal ve gereklidir. Çünkü kişinin tehlikeden kaçınmasını sağlayan bir tür savunma mekanizmasıdır. Bu rahatsızlık süreğen ve şiddetli olunca kişi bunu kontrol etmekte zorlanır ve hayatı olumsuz yönde etkilenir.
Günümüzde, anksiyetenin sebebinin bazı hormonların doğru salgılanmamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Tedavi de bu hormonun daha çok salgılanması yada doğru salgılanması üzerine, ilaç ve psikoterapi yöntemiyle yapılmaktadır. Herhangi bir tedaviye başlamadan önce mutlaka psikologun onayı alınmalıdır.
Anksiyete nedir sorusuna cevap arıyorsak öncelikle anksiyete duygusal belirtileri ve fiziksel belirtileri konusunda bilgi sahibi olmamız gerekir. Kaygı bozukluğu, halsizlik, kıpırdayamama, titreme, yerinde duramama şeklinde insanlarda gözükebilmektedir.
Anksiyete bozukluğunun belirtilerini öğrenmek için sitemizdeki makalelerden, anksiyete bozukluğu belirtileri nelerdir? Adlı makaleyi okumanızda fayda var. Ancak kendinize şu soruları yöneltmeniz ve bu durumlardan bir kaç tanesini yaşıyorsanız, anksiyete bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz.
Bu ve bunun gibi durumlarla karşı karşıyaysanız, psikoloğunuzla iletişime geçmeli ve muayene olmalısınız.
Anksiyete bozukluğunun türleri vardır. Bunlardan en sık rastlananı, yaygın anksiyete bozukluğudur. Bu hastalık kalıtsal yolla iletilen bir hastalıktır. Çevresel faktörlere bağlı olmamakla, kişinin yaşantısına, karakterine, yetiştirilişine göre değişken bir raslantı oranı vardır. Örnek olarak, çocukken yada ergenlik zamanında çok baskı görerek büyüyen kişilerde anksiyete bozukluğu olma riski yüksektir. Kişi çocukken, fikirlerini söylememek ve susmak için baskılandıysa, büyüyünce de bu baskıyı hissedecek ve anksiyete bozukluğu başlama ihtimali yükselecektir.
Anksiyete, insanlarda bazı durumlarda çeşitli olumsuzluklar yaşatsa da, ileri düzeyde olmayan anksiyeteler insanı başarıya götürebilir. Bu duruma örnek vermek gerekirse, kaygıları olan ve hayata kaygılı yaklaşan bir birey hedefleri doğrultusunda, kaygılarına karşı yenik düşmemek adına elinden gelen her şeyi yapar. Başarılı olabilmek için kaygılanmak, başarıyı tetikleyen faktörlerden birisidir. İnanmak ve mücadele etmek kadar bir duruma kaygılı yaklaşmakta önemlidir. Kaygılı yaklaşılmış olaylar ve durumlar karşısında bireyler, kötü bir sonuçla karşılaşması durumunda daha az zarar görür. Yani ileri düzey olmadığı sürece bir bireyin bazı durumlara anksiyetik olarak yaklaşması bazen iyi sayılabilecek bir durumdur.
Anksiyete bozukluğu, kişinin hayatındaki önemli olaylar sonrasında gelişmiş te olabilir. Kişi hafızasında yer eden kötü veya trajik bir olayın etkisinden çıkamayabilir. Bu olayı sürekli kafasının içinde yaşar ve bir süre sonra bu endişe ve kaygı hali süreklileşebilir.
Anksiyete bozukluğu sürekli kaygı, endişe ve kaygı, depresif ruh hali gibi sorunlar ortaya çıkartmaktadır. Anksiyete bozuklukları ile karşılaşan bir kişinin öncelikle anksiyete bozukluğu anlama çalışması yapması gerekir. Sonra ise anksiyete türleri hakkında bir araştırma yaparak yaşadığı anksiyete bozukluğun hangi türde olduğunu anlamalı ve sonrasında tedavi aşamasına geçmelidir.
Kaygı günlük yaşamda kişinin bir parçası olmak zorundadır. İş, sağlık, aile ile ilgili konularda, kaygı durumu her an kaçınılmaz hale gelebilir. Kaygı, günlük yaşamda tehlike durumunda hızlı karar vermemizi ve günlük sorunlarla baş edebilmemizi sağlayan faydalı duygulardandır.
Yaygın anksiyete bozukluğu, kişinin nedensiz yere endişe içinde olması, içine girdiği kötü duyguların etkisinde, olumsuz olayların gerçekleşeceği beklentisinin süreklilik göstermesi rahatsızlığıdır. Örnek olarak, eşinin eve 1 saat geç kalması halinde, kişi zihninde felaket senaryoları hazırlamaya başlayacaktır. “başına bir şey geldi” , “birileri bir şey yapmıştır” türünden kaygı ve endişe içeren düşüncelere girer.
Birkaç madde halinde özetleyelim:
Yaygın anksiyete bozukluğunun belirtilerindendir. Bu belirtilerden bir kaçı görüldüğü takdirde, psikoloğunuza danışmalısınız.
Stres yaygın anksiyete bozukluğunun en önemli sebeplerindendir. Yaygın anksiyete bozukluğu, çoğunlukla çocukluk ve gençlik döneminde başlar ve yavaş,sinsice ilerler. Yaygın anksiyete bozukluğunun gelişmesindeki diğer etkenler, kalıtsal özellikler, beyin nörokimyasındaki değişiklikler, stres verici yaşam olayları etkendir.
Yaygın anksiyete bozukluğu tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Tedavideki en önemli etken, psikiyatristtir. Psikiyatrist, doğru tedaviye ve tedavi yöntemlerine karar verebilmesi tedavi başarısını belirleyecektir. Tedavi ilaçlarla ve psikiyyatristin yapıcağı seanslarla ilerleyecektir. Günümüzde yaygın anksiyete tedavisinde kullanılan bir çok ilaç vardır. Psikoterapide, kişinin olumsuz düşünce ve davranışlarını değiştirmesi üzerine çalışılır. Tam düzelme sağlandığında, tedaviye en az 1 yıl daha devam etmek önemlidir. ilaç tedavisinde, antidepresanlar, non-benzodiazepin ajanlar, diazepam türevleri etkilidir.
Bu yazımızda yaygın anksiyete bozukluğu hakkında bilgilendirmede bulundurk. Soru ve sorunlarınızı lütfen yorum kısmından yazınız. En kısa sürede geri dönüş yapılacaktır.
Anksiyete bozukluğu bazen bireylerde dikkat bozukluğu olarak gözükebilmektedir. Anksiyete sonucu oluşan kaygı psikoterapi yöntemleri ile çözülebilmektedir. Yaygın anksiyete bozukluğu uykuya dalmada zorluklar ve dikkat eksikliğine yol açmaktadır.
Ağır Anksiyete, kişinin anksiyete hastalığının en ilerlemiş seviyeye gelme durumudur. Kaygı hayatımızda olması gereken duygulardan birisidir. Fakat aşırı kaygı insana hayatında büyük sorunlara yol açan durumlardan birisidir. Anksiyete kişiden kişiye farklı şekillerde gözüken bir rahatsızlıktır. Bazen sosyal fobi olarak insan hayatına dahil olurken bazende ağır anksiyete bozukluğu olarak kendini göstermektedir.
Anksiyete bozukluğunun kişi tedavi olmadan en ilerlemiş şeklidir. Anksiyete bozukluğu olan kişiler hayatlarının azda olsa etkilendiği durumlarda mutlaka tedavi olmalıdır. Yoksa ilerleyen anksiyete hayatlarını doğrudan etkileyecektir. Anksiyete bozukluğu olan hastalar da kaygı zamanla artmaktadır. Bunun altında yatan en önemli sebep ise aşırı kaygılarının onları başarısızlığa itmesi olmuştur. Anksiyete bozukluğu bir uzmandan yardım alındığında genellikle 6-12 ay arasında tedavi edile bilen bir rahatsızlıktır. Bu yüzden anksiyete bozukluğu tanısı olan bireylerin mutlaka tedavi olması gerekir.
Anksiyete bozukluğu belirtileri iki durumda incelenmektedir. Bunlar duygusal ve fiziksel belirtileridir. Ağır anksiyete bozukluğuda incelendiğinde aynı şekilde kriterler oluşturulacaktır.
Ağır Anksiyete Bozukluğu Duygusal Belirtileri
Her hastalığı çeşitli risk faktörleri bulunmaktadır. Anksiyete (kaygı) bozuklukları risk faktörleri nelerdir sorusu anksiyete bozukluğu olan tüm hastaların ve hasta yakınlarının araştırdığı konular arasındadır. Anksiyete bozukluğu olan kişilerin, hastalığın evresine göre maruz kaldığı risk ölçütü vardır. Bu hastalık ile mücadele eden kişilerin öncelikle hastalığının hangi evrede olduğunu öğrenmesi gerekir.
Öncelikle anksiyete bozukluğu aşırı kaygılı ruh halidir. İlk zamanlarda bu hastalığın farkına varan kişilerin, söylediği genel cevap kaygısız insan olur mu tarzın da bir cevaptı. Bu konuda insanların bu düşüncesi kısmen doğru sayılmaktadır. Yani bu hayatta kaygısız bir birey olmanın imkanı yoktur. Fakat kaygısızlığın yanı sıra aşırı kaygıda bir hastalık belirtisidir. Sonuç olarak normal kaygının üstünde aşırı kaygı anksiyetenin belirtileri arasındadır. Anksiyete bozukluğunu üç evre olarak inceleyeceğiz. Bu üç evre;
Bu üç evreye göre risk faktörlerini teker teker inceleyecek ve yapılması gerekenleri sizinle paylaşacağız.
Anksiyete Bozukluğu ve Risk Faktörleri
İlerlemiş anksiyete bozukluklarında çeşitli riskler bulunur. Bu yazımızda sizler için bur riskleri anksiyete hastalığının evlerine göre sıralayacağız. İlk olarak anksiyete birinci evresinde oluşan risk faktörleri başlangıç anksiyetesi:
Hastalığın bu evresinde kişi ileri derece bozukluk yaşar ve hayat kalitesi inanılmaz ölçüde düşmüştür. Bu sebepten dolayı zaman zaman intihar girişimlerinde bulunabilir, çevresinden tamamen kopar ve yalnızlık başlar. Bir uzman yardımı ile ilaç ve terapi yöntemi birleştirilerek bir tedavi yöntemi uygulanması gerekir. Hastanın gözlem altında tutulması çok önemlidir, çünkü yapabilecekleri şeyler belirsizlikler içermektedir.
Kişilerin anksiyete bozukluğunun oluşturduğu bu risk faktörlerine karşı önlem alması çok önemlidir. Öncelikle bu durumun farkına varan kişiler tedavi olmalıdır. Psikolojik rahatsızlıklarda tedavi bireyin istemesi ile başlar. Kişi tedaviye ne kadar cevap verirse iyileşmesi o kadar hızlı olacaktır. Risk faktörlerine karşı sevdiklerinizi gözlem altında tutmalı ve onlara destek olmalısınız. Bu zor zamanlarında yanında olarak onların kendilerine zarar vermesini önlemeniz gerekmektedir.
Anksiyete(kaygı) bozukluğu, kesin olarak sadece psikoloğun teşhis edebileceği rahatsızlıktır. Psikolog kişiyi görmeden, fiziksel durumunu incelemeden, kişiyi dinleyip kişi hakkında düşüncelerini karara bağlamadan, anksiyete bozukluğundan veya anksiyete bozukluğu derecesinden bahsetmek yersizdir.
Anksiyete bozukluğu testleri anksiyete hakkında tam olarak doğru bilgi vermese de işe yararlılıkları olabilmektedir. İnternette dolaşan anksiyete testlerini yaptırıp sonuçları %60’ın üzerinde alıyorsanız psikoloğunuzla görüşebilirsiniz. Ancak bu sorulara ne kadar doğru bir şekilde cevap verdiğiniz daha önemlidir. Bu soruları samimi biçimde yanıtlamazsanız tamamen belirsiz bir sonuç ortaya çıkar.
Anksiyete testlerinde sorulan bazır soruları madde madde yazıcağız. Dilerseniz bu sorulara kendinizce cevaplar verip puanlama yapabilirsiniz. Soru cevabı olarak hiç-0 puan, hafif/nadiren-1 puan, bazen/orta-2 puan, sık sık/ciddi-3 puan olarak cevapları puanlayabilir ve maksimum puan üzerinden dereceniz hakkında net olmayan fakat belirleyici olabilen derecenizi öğrenebilirsiniz.
Anksiyete testi yapılan bir kişinin anksiyete test sonuçlarını bir psikolog yardımı ile incelemesi sağlıklı olacaktır. Bozukluk testi yapmanız sizin hastalığınız derecesini belirleyecektir. Test nasıl yapılır sorusunu bir psikolog ile görüşerek detaylı bilgi alabilirsiniz.
Bu yazımızda anksiyete tedavisinde en çok kullanılan ilaçları, etken maddelerine göre belirteceğiz. Önemli bir bilgilendirme olarak, anksiyete tedavisi yalnızca uzman terapist denetiminde, terapistin belirlediği ilaç ve yöntemlerle yapılması gerektiğini söyleyelim. Anksiyete tedavisinde tedaviye uygun türde ve miktarda etken madde içeren ilaçlar tercih edilmektedir.
Bu ilaçlar arasında en iyi anksiyete ilacı şudur dememiz çok yanlış olur. Çünkü ilaçların kullanımı tamamıyla tedaviye göre değişebilir. Tedavide trisiklik antidepresan etkiye sahip ilaçlar ve benzodiazepinler kullanılır.
Bu ilaçlardan bazıları :
Anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar tamamen psikiyatrist gözetiminde olmalıdır. Bu makalemizde bahsettiğimiz ilaçlara ait etken madde miktarlarını ve içeriklerini, eczanelerden, dağıtım firmalarından ya da ilacın üretildiği firmadan öğrenebilirsiniz.
Anksiyete bozukluğu insanların uğraştığı sık görülen hastalıklardan birisidir. Anksiyete tedavisi genellikler ilaçlar yardımı ile yapılmaktadır. Anksiyete tedavisi ve ilaç kullanımı gerçekten bilinçlendirilmesi gereken bir konudur. Kullanılan ilaçlar tedavi yöntemi olarak uygulanıyor olsa da bireyde farklı sonuçlar doğura bilmektedir. Obsesif kompülsif rahatsızlıklar konusunda dikkat edilmesi çok önemlidir.
Anksiyete antidepresan kullanarak tedavi edilebilir. Fakat burada ele alınması gereken önemli noktalardan birisi antidepresanların faydasının mı zararırının mı çok olduğudur. Anksiyete bozukluğu bir çok tedavi yöntemi bulunan bir hastalıktır. Farklı şekillerde tedavi edilebilmektedir. Bu sebepten dolayı anksiyete bozukluğu olan kişilerin antidepresan kullanmısı ne kadar doğrudur biraz tartışılabilinir. Çünkü anksiyete bozukluğu ilaç kullanmadan çeşitli psikoterapi yöntemleri ile tedavi edile bilmektedir. Bu psikoterapi yöntemlerinin kullanılmaması kalıcı ve daha doğru olacaktır.
Anksiyete bozukluklarının çeşitli ve çok fazla olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda bu bozuklukların birde derecesi vardır. Anksiyete seviyenizin hangi düzeyde olduğunu öğrenmeniz oldukça önemlidir. Çünkü anksiyete tedavisi sizin anksiyete seviyenize göre yapılacaktır. İlerlemiş anksiyete bozukluklukları genellikle ihmal yüzünden kaynaklanır. Bu ihmal kişinin hastalığını önemsememesi ve tedavi olmayı red etmesiyle başlar. Her geçen gün kişi kaygı ve endişeli ruh halini yaşar. Aynı zamanda sinir ve stres artar. Kişinin bu seviyeye gelen sinirleri onu oldukça yıprandırır. Anksiyete atakları başlar ve kişi bir uzmana gitmek zorunda kalır. İlerleyen anksiyetenin etkisiyle oluşan sinir ve gerginlik halinin bastırılabilmesi için kişi ilaç kullanmak zorunda kalır. Bu ilaçlarda antidepresanlardır.
Anksiyete bozukluğu olan kişinin ilaçla tedavi olması bir uzman tarafından söyleniyorsa, bu demektir ki kişinin anksiyetesi ileri seviyelere gelmiş ve yaşamını olumsuz etkilemeye başlamıştır. İlerlemiş anksiyete bozukluğunda ilaç kullanmak normaldir. Çünkü bellirli bir seviyeye gelen anksiyete bozukluğunun tedavisinde ilaç kullanımı şarttır. Anksiyetesi olan kişilerin bu durumu ihmal etmesi sonucunda ilaçlı tedaviye başladığı görülmüştür. Bu sebepten dolayı anksiyete bozukluğu olan kişilerde erken tanı önemlidir. Antidepresanların vücut için zararları malesef oldukça yüksektir. İç organlara verdiği zararlar ve oluşturduğu bağımlılık göz önünde bulundurulduğunda kişi için oldukça zararlıdır. Fakat antidepresan belirli bir süre kullanılıp bırakılırsa etkisi çok büyük olmayacaktır. Yani ilaç bağımlılığı oluşmayan ve tedavisinin tamamlanmasının ardından ilaçlarla bağını kesen kişiler için antidepresan kullanmak normal bir durumdur. Fakat anksiyete bozukluğu tedavisi sırasında ilerleme göstermiş ve artık ilaçsız tedavi yöntemi uygulamaya başlayacak kişilerin antidepresanları bırakmak istemedikleri gözlemlenmiştir. Antidepresanlar vücutta ve beyinde bazı yerlere zarar vermektedir. Bu yüzden bu ilaçları kullanan kişinin mutlaka bilinçlendirilmesi ve doğru ilaç mantığı bilinci oluşturulması gerekmektedir.
Anksiyete bozukluğu tedavisi, kısa zamanda ve hemen, çarçabuk olmamaktadır. Anksiyete bozukluğu tedavi edilebilen bir hastalıktır ve tüm tedavilerde olduğu gibi, hastanın durumuna göre belirli bir süreç yürütmek gereklidir. Bu tedavi psikoterapi ve ilaç kullanımı birleşiminden geçmektedir.
Anksiyete bozukluğu tedavisi için en önemli faktör, hastaya uygulanan tedavi hastayı ikna edebilmesidir. Yani hasta iyileşeceğine inanmalıdır. Tedaviye olumlu yanıt verebilmelidir. Anksiyete bozukluğu tedavisi bir kaç ayda tamamen tedavi edilebildiği gibi, bir seneyi aşan bir tedavi de gerekebilmektedir. Ama şu kesin ki en kötü tedavi ile bile anksiyete tahammül edici düzeye gerileyebilmektedir.
Anksiyete seviyesini yükselten bir hayat tarzına sahipseniz, yani stresli ve kaygılı bir yaşama sürükleyen bir işiniz varsa, tedaviye bile gerek kalmadan işleri yoluna koyabilirsiniz. Bunun için kendinize bir kaç soru sormak yeterli olacaktır.
Bu soruların cevaplarını verdikten sonra eğer stres düzeyi kaldırabileceğinizden fazlaysa, hayatınızda yeni bir planlama yapmakta fayda olacaktır. Bazı sorumluluklarınızı başkalarına devredebilir yada red edip üzerinizdeki fazladan yükten kurtulmalısınız. Kişi kendini desteksiz hissediyorsa, güvenebileceği birilerini bulmak faydalı olacaktır.
Anksiyete bozukluğu tedavisinde, psikolog denetiminde uygulanan tedaviler yapılmalıdır. Ancak anksiyete ilerlememiş ve kişi kendi kontrolünü aşırı kaybetmiyorsa, psikoloğa gitmeden bitkisel ilaç tedavileri ile, yaşam kalitesini artırarak iyileşmek te mümkündür.
Yapılan çalışmalar anksiyete tedavisi için bir çok yararlı tamamlayıcı tedavi bulunmuştur. En etkili ve sadece psikolog gözetiminde yapılması gereken farkındalığa dayalı terapidir. Bu terapide kişi, kaygılarının kaynağıyla güvenli ve kontrollü ortamda yüzleştirilir.
İlaç tedavisi anksiyete tedavisinin kalıcı sonuçlara ulaşabilmesi için, yanlış hormon salgılama düzeninin tedavisi bakımından önemlidir. Anksiyete bozukluğu tedavisinde, ilaç tedavisi tek başına kişiyi tamamen iyileştiremez.ancak psikoterapi ile uygulanmalıdır. Eğer anksiyeteden dolayı rahatsızlık yaşıyorsanız psikoloğunuza danışmanız yerinde olacaktır. Makalemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz. Tüm soru/sorunlarınızı yorum kısmından yazabilirsiniz.
Anksiyete, kişinin hayat tarzı konusunda doğrudan bir etki yaratmaktadır. Anksiyete tedavisi psikolog yardımı ile yapılabilmektedir. Tedavi süresi kişiden kişiye göre farklılıklar göstermektedir. Kişinin tedavisi doğru bir şekilde yapılırsa anksiyete bozukluğu kısa süre içerisinde tedavi edilmiş olur.
Çocuklarda anksiyete, orta sıklıkta görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Bunun temel sebepleri arasında bireyin okul değiştirmesi, bulunduğu konumdan taşınması veya arkadaş çevresinin değişmesi gelmektedir. Bu yüzden bir şekilde yaşam şekli ve standartları değişen bir çocukta anksiyete bozukluğu oluşabilmektedir. Yukarıda verdiğimiz örneklerin dışında çocuklar üzerinde farklı anksiyete bozukluklarıda olmaktadır.
Anksiyete bozukluğu çocuklarda çok sık görülmese de zamanla sıklık oranı ülkemizde artmaktadır. Bunun temel sebebi altında bozulan aile iç huzuru gelmektedir. Her geçen gün toplumda bulunan ailelerin iç huzurlarında bozulma ve kadına şiddete yönelik eğilimlerin arttığı görülmektedir. Bu sebepten dolayı aile içerisinde bulunan küçük çocukların anksiyete bozukluğu yaşadığı görülmüştür.
Çocuklarda anksiyete bozukluğu belirtileri bazı zamanlarda yetişkinler ile aynı belirtileri gösterirken bazen daha farklı göstermektedir. Farklı olarak kişi içine kapanmış, sosyal fobik belirtilerde bulunuyor ise bu durumun altında kaygıları yatıyor olabilmektedir.
Çocuklarda Anksiyete Detaylı Anlatım
Çocuklarda gözüken anksiyeteler genellikle gelecek kaygılı ve sınav kaygılı olmaz daha çok yaşadığı travmatik olaylar sonucunda oluşur. Bu yüzden çocuk yaşlarda görülen anksiyete bozukluğu tedavi edilmezse çocuklarda kalıcı bir yer edinir ve hayatlarını doğrudan etkiler. Bu yüzden aile huzuru bozulan veya çocukları travmatik olaylar yaşayan bireylerin çocukları ile birlikte mutlaka psikolojik bir destek alması gerekir.
Çocuklar üzerinde uygulanması gereken anksiyete bozukluğu tedavisinde çocuk ile ilgilenen uzmanın yapacağı testler sonucunda nasıl bir yol izleyeceğine karar vermesi gerekir. Genel olarak çocuklar üzerinde görülen anksiyete bozukluğunda oyun terapileri ve çizim terapileri olmak üzere iki yol kullanılır. Anksiyete tedavisi çocuklar üzerinde uygulanırken ilaçlı tedavi yöntemi uygulanmaz. Gelişme çağında olan bir bireyin bu ilaçları kullanması doğru ve sağlıklı değildir.
Zamanla çocuklarda oluşan tikler, bazı fobiler, dikkat eksiliği gibi durumların oluşması onlarda anksiyete belirtisi olarak kabul edilmektedir. Yaşanan travmatik olay sonucunda bireyde kalıcı bir tik oluşabilir veya sosyal fobi oluşabilir. Bu yüzden çocuk yaşta başlayan ve kalıcı olarak hayatının bir parçası olan anksiyete bozukluğu tedavi edilmesi bireyin hayatının devam ettire bilmesi için önemli bir etkendir. Küçük çocukların uzmanlar tarafından çeşitli terapiler ile sağlıklı bireyler haline getirilmesi toplum iç huzuru ve aile birliği için çok önemlidir.
Anksiyete hemşirelik bakım planı, anksiyetenin ilerleyen evrelerinde kişinin klinikte tedavi olması aşamasında gerçekleşen bir durumdur. Anksiyetenin en ileri seviyelere gelmesi durumunda genel olarak psikolojik diğer rahatsızlıklarda olduğu gibi kişi kliniğe yatırılır. Bu çok zor bir durumdur. Anksiyete bozukluğunun son evresidir. Kişinin kontrol altına alınmaması durumunda intahar etmesi an meselesidir. Bu yüzden anksiyete hemşirelik bakım planı içerisinde korunması ve gözlem altında tutulması gerekir.
Anksiyete bozukluğu artan kişilerin sık bir şekilde kriz geçirmesi ve artık sosyal fobisinin son derece ilerlemesi durumunda kendini herkesten ve her şeye başlaması durumunda kliniğe yatırılması gerekir. Kişinin kaygıları çok artmış ve artık yaşamaya cesareti kalmayacak bir duruma gelmiş olabilir. Bu sebepten dolayı kişi oldukça hassas ve zor bir döneme girer. Rahat bir şekilde başarılı olacağı her işte başarısız olmaya başlar ve kişide bitmişlik, tükenmişlik sendromu başlar. Bu durum kişi için çok zorlu bir andır. Kişide iştahsızlık, ölme isteği, gerginlik, sinirlilik, zarar vermeye meyil gözükür. Bu durumda yapılacak tek yol kişinin klinikte gözlem altına alınmasıdır. Hastalığın bu seviyesinde uygun şartlar altında kliniğe yatırılan hastanın gözlemi yapılır. Hemşirelik bakım planı oluşturulur ve kişinin ilaçları verilmesi gereken zamanlarda hemşireler tarafında verilerek günlük 2 saatlik periyotlar ile gözlemlenir. Kişi bir süre uyutulur ve sakinleştirilir. Tedavisi çeşitli psikolojik müdahaleler ile devam eder.
Anksiyete bozukluğu sonucunda kliniğe yatırılmış kişi çok zorlu bir dönem geçirmektedir. Klinik yaşantısı çok zordur. Kişinin hayatı çeşitli ilaçları kullanıp, uyutulup, tedavisi üzerine çeşitli çalışmalar yapmakla geçer. Bu yakınları tarafından bile güçlükle karşılanacak bir durumdur. Bu tedavi süreci boyunca kişi bir çok kriz geçirir. Bunun temel sebebi kişi hastalığın ilk evrelerinde hastalığını önemsemeyip hayatına olduğu gibi devam etmeye çalışmıştır. Uzmandan yardım almadan bu şekilde hayatına devam etmesi sonucunda anksiyete bozukluğu en ileri dereceye gelmiştir. Bu sebepten dolayı kişi artık çok zorlu bir durum içerisine girmiştir. Anksiyete bozukluğu önemsenmesi gereken bir sağlık problemidir. Klinik tedavisine başlanan kişilerin ortalama 6-12 aylık bir süreç içerisinde tedavisi gerçekleştirilir. Kişinin sorunlarının temeline inilir ve aynı zamanda onun tedavisi için yapılması gereken şeyler uygulanır. Klinik tedavisinin tamamlanmasının ardında kişi kontrollü bir şekilde topluma geri kazandırılma çalışmaları içerisinde bulundurulur. Düzenli kontrol ve bakımdan sonra kişinin hayatına kaldığı yerden devam etmesi beklenir.