DDoS saldırısı altındaki bir sunucuda hızlı ve etkili müdahale, iş sürekliliğini korumak için kritik öneme sahiptir.
DDoS saldırısı altındaki bir sunucuda hızlı ve etkili müdahale, iş sürekliliğini korumak için kritik öneme sahiptir. Dağıtılmış Hizmet Reddi (DDoS) saldırıları, sunucunuza aşırı trafik göndererek hizmetlerinizi erişilemez hale getirebilir. Bu tür bir saldırı tespit edildiğinde panik yapmadan sistematik adımlar atmak gerekir. Bu makalede, ddos saldırısı altındaki sunucularda alınacak ilk 5 önlemi, kurumsal bir yaklaşımla detaylı olarak ele alacağız. Her adım, pratik uygulama talimatları ve örneklerle desteklenecektir, böylece BT ekipleriniz hemen harekete geçebilir.
DDoS saldırısı altındaki sunucunun ilk belirtisi, ani trafik artışıdır. Bu önlem, saldırıyı doğrulamak ve yanlış alarmları önlemek için temel oluşturur. Sunucu loglarını (örneğin Apache veya Nginx access logları) gerçek zamanlı izleyin. Araçlar gibi netstat, tcpdump veya htop kullanarak bağlantı sayılarını kontrol edin. Örneğin, Linux tabanlı bir sunucuda netstat -an | grep :80 | wc -l komutu ile port 80’e gelen bağlantıları sayabilirsiniz. Trafik 10 kat artmışsa ve kaynak IP’ler dağılmışsa, DDoS şüphesi doğar.
İkinci olarak, izleme panellerini etkinleştirin. Zabbix, Nagios veya Prometheus gibi araçlarla CPU, bellek ve bant genişliği kullanımını takip edin. Eşik değerleri belirleyin: Örneğin, bant genişliğinin %80’ini aşan trafik otomatik uyarı göndersin. Bu tespit aşaması, gereksiz panik yerine doğru filtrelemeyi sağlar. Uygulamada, 5 dakika içinde log analizi yaparak saldırının türünü (SYN flood, UDP flood) belirleyin. Bu adım, sonraki önlemleri hızlandırır ve toplam müdahale süresini dakikalara indirir.
İkinci önlem olarak, rate limiting ile her IP’den gelen istekleri sınırlayın. Nginx’te limit_req_zone direktifiyle zone tanımlayın: limit_req_zone $binary_remote_addr zone=mylimit:10m rate=10r/s;. Bu, dakikada 600 istek sınırı koyar. Saldırı sırasında, limit aşan IP’ler otomatik 503 hatası alır. Bu yöntem, meşru trafiği korurken botnet trafiğini keser. Uygulamada, sunucunuzun yükünü %50 azaltır ve hizmet kesintisini önler.
Üçüncü önlem, firewall kurallarıyla IP bloklama. iptables kullanarak iptables -A INPUT -s 192.0.2.0/24 -j DROP ile belirli aralıkları engelleyin. GeoIP modülüyle (xt_geoip) belirli ülkelerden gelen trafiği filtreleyin, örneğin iptables -A INPUT -m geoip --src-cc CN,RU -j DROP. Saldırı kaynaklarını whois veya abuseipdb gibi araçlarla belirleyin. Bu, trafiğin %70’ini anında kesebilir, ancak whitelist’leri unutmayın ki kendi kullanıcılarınız etkilenmesin.
Dördüncü önlemle entegre çalışır; her iki teknik de sunucuyu hafifletir ve 10-15 dakika içinde normale döner.
Dördüncü önlem, Cloudflare, Akamai veya AWS Shield gibi servisleri aktive edin. Hesabınıza giriş yapın ve DDoS korumasını “Under Attack Mode” olarak ayarlayın. Bu, trafiği scrubbing merkezlerine yönlendirir ve temiz trafiği sunucunuza iletir. Kurulum: DNS kayıtlarınızı CDN’e pointing edin, 5 dakika içinde aktif olur. Maliyetsiz planlar bile Layer 3/4 saldırılarını absorbe eder, kurumsal seviyede %99.99 uptime sağlar.
Beşinci önlem, upstream sağlayıcınıza bildirin. ISP’nize ticket açın ve BGP blackholing isteyin: Saldırı trafiğini null route ile atın. NOC ekibinizle koordineli çalışın, log snippet’leri paylaşın. Bu, gigabit seviyesindeki saldırıları bertaraf eder. Sonrasında, forensik analiz için logları saklayın (örneğin ELK Stack ile).
DDoS saldırısı altındaki sunucularda bu ilk 5 önlem, proaktif bir savunma stratejisi oluşturur. Her adımı test edilmiş senaryolarda uygulayın, ekip eğitimleri düzenleyin ve düzenli yedeklemeleri ihmal etmeyin. Uzun vadede, zero-trust mimarisi ve AI tabanlı tehdit algılama ile riskleri minimize edin. Bu yaklaşımla, işletmeniz kesintisiz hizmet sunmaya devam eder ve itibarınızı korur.